8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun,Türkiye’de Kadın Haklarının Tarihi ve Mücadelesi

Türkiye’de kadın hakları, Osmanlı’nın son dönemlerinden Cumhuriyet’in kuruluşuna ve günümüze uzanan uzun, kararlı bir yolculuktur. Bu süreçte, eğitimden mirasa, aile hukukundan siyasal haklara kadar pek çok alanda köklü değişimler yaşanmıştır. Özellikle Cumhuriyet dönemi, kadın-erkek eşitliğini anayasal ve yasal düzeye taşıyan devrim niteliğinde adımlarla dünya tarihine geçmiş bir örnek oluşturmuştur.

Osmanlı Dönemi, İlk Adımlar ve Sınırlı Kazanımlar (19. Yüzyıl Ortası – 1923) Osmanlı toplumunda kadın hakları, Tanzimat ve Islahat dönemlerinde yavaş yavaş gündeme gelmeye başladı. Bu dönemdeki başlıca gelişmeler;
1843 — Tıbbiye Mektebi’nde kadınlar ilk kez ebelik eğitimi almaya başladı. Kadınların resmi eğitim yoluyla mesleki alana girişi sağlanmıştır.
1847 — İrade-i Seniye ile kız ve erkek çocuklara eşit miras hakkı tanınmıştır.
1856 — Islahat Fermanı ile insanlık adına adeta bir utanç vesikası olan Köle ve cariye alım-satımının yasaklanması.
1858 — Arazi Kanunnamesi ile mirasta kız-erkek eşitliği hükmünün getirilmesi ile Kadınlar ilk kez mülkiyet hakkı kazanmıştır. Aynı yıl Kız Rüştiyeleri, kız ortaokulları açılmıştır.
1869 — Kadınlara yönelik ilk süreli yayın Terakki-i Muhadderat dergisi yayımlanmıştır.
1876 — Kanun-ı Esasi ile ilköğretim kız-erkek için zorunlu hale getirildi.
1913 — İlk kız lisesi (İstanbul İnas Sultanisi) açıldı.
1914 — İnas Darülfünunu (kız üniversitesi) kuruldu.
1917 —Tarihli Hukuk-ı Aile Kararnamesi (HAK), Osmanlı’da aile hukukunu modernleştirerek; evlilikte kadının haklarını (evlenme yaşı, boşanma şartları gibi) iyileştiren, farklı mezheplerin içtihatlarını birleştiren ve gayrimüslimleri de kapsayan önemli bir düzenlemedir. Tam bir kanun olmasa da, 1926 Türk Medeni Kanunu’na zemin hazırlayan önemli bir ilerlemedir.
II. Meşrutiyet (1908) sonrası kadın derneklerinin kurulması, kadınlar iş gücüne katıldı ve dergilerde hak taleplerini dile getirdi. Ancak siyasal ve medeni haklar hâlâ sınırlıydı.

Cumhuriyet Dönemi; Devrimci Atılımlar (1923–1950) Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde Cumhuriyet, kadın haklarını eşit vatandaşlık temelinde yeniden tanımlanması Bu dönem, birçok Batı ülkesinden önce kadınlara siyasal haklar tanıyan öncü bir süreçtir. 29 Ekim 1923 — Cumhuriyet’in ilanı Kadınların kamusal alana girişi hızlanmıştır.

3 Mart 1924 — Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim laikleştirildi, kız-erkek için eşit eğitim hakkı sağlandı.
1926 — Türk Medeni Kanunu (İsviçre’den uyarlama) kabul edildi. Çok eşlilik yasaklandı, tek taraflı boşanma hakkı kaldırıldı, kadınlara eşit boşanma, velayet ve miras hakkı tanındı. Kadın-erkek eşitliği aile içinde de sağlandı.
3 Nisan 1930 — Belediye Kanunu ile kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı verildi.
26 Ekim 1933 — Köy Kanunu değişikliği ile kadınlara muhtarlık ve ihtiyar meclisi seçme-seçilme hakkı tanındı.
5 Aralık 1934 — Anayasa değişikliği ile kadınlara milletvekili seçme (22 yaş) ve seçilme (30 yaş) hakkı verildi. Bu, Fransa, İtalya, Belçika gibi ülkelerden daha önce gerçekleştirildi.
8 Şubat 1935 — Kadınlar ilk kez milletvekili seçimlerinde oy kullandı 17 kadın milletvekili seçildi (Hatı Çırpan, Türkan Örs Baştuğ, Sabiha Gökçül Erbay gibi isimler) Bu haklar, kadınların siyasal alana tam katılımını sağladı ve Türk kadınına “bin yıl önce kaybettiği haklarını iade” olarak nitelendirilmiştir.

1950 Sonrası; Yeni Mücadeleler ve Yasal Güncellemeler 1960’lar–1980’ler Kadın hareketi daha fazla güçlendi, dernekler ve feminist bilinç yükseldi.
1990 — Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü kuruldu.
1998 — 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Karşı Kanun Aile içi şiddete karşı ilk yasal koruma.
2001 — Anayasa’da “kadın-erkek eşitliği” vurgusu güçlendirildi.
1 Ocak 2002 — Yeni Medeni Kanun yürürlüğe girdi. Evlilikte mal rejimi eşitlendi, kadınların soyadı ve velayet hakları güçlendirildi.
2005 — Türk Ceza Kanunu reformu Cinsel suçlar ağırlaştırıldı, “namus cinayeti” indirimleri kaldırılmıştır. Günümüzde her ne kadar Kadın istihdamı, şiddet önleme, siyasi temsil gibi konularda ilerlemeler devam etsede kadınlarımızın güvenliği malesef sağlanamıyor. 1843’te kadınlarımıza yönelik haklar tanınmaya başlamış ancak bir türlü can ve namus güvenliğinin sağlanması hususunda kesin çözümler üretilememiştir. Şöyleki en basit taciz suçunu işleyen aşağılık adamlar için bile affa veyahut hüküm verilmeden salıverme ye giden hukukumuzda açıklar mevcuttur. TCK günümüz şartlarında yeniden uyarlanmalı daha keskin çözüm odaklı cezalar getirilmelidir taciz suçunun işlendiği kesinleştiğinde doğrudan hadım edilme cezası getirilmeli kadına şiddet bir tokat atmak suçunu işlediği anlaşılan şahsa suçu indirimsiz en az 10 yıl ceza verilmelidir. Keza boşanma dönemleri sürecinde kadın koruma altına alınmalıdır. Böylece Kadınlarımıza daha güvenli bir dünyada yaşam hakkı sağlanmalıdır. Türkiye’de kadın haklarının tarihi, Osmanlı’da başlayan yavaş açılımların, Cumhuriyet’le birlikte devrimci bir sıçramaya dönüşüm hikâyesidir. Özellikle 1934’te kazanılan seçme-seçilme hakkı, dünya çapında örnek teşkil etmiş ve “Türk kadınına haklarının iadesi” olarak anılmıştır.Ancak hakların kağıt üzerinde kalması değil, yaşanması asıl meseledir. Bugün hâlâ eşit temsil, ekonomik bağımsızlık, şiddetten korunma gibi alanlarda atılacak adımlar var.Kadın hakları, insan haklarıdır.Ve bu mücadele, tarih boyunca olduğu gibi, bugün de dayanışma ve eylemlerle sürmektedir. İvedilikte sonuçlanması gerektiği düşüncesindeyim. Kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar gününü kutluyorum.

Related posts

11YIL ÖNCE DHKP-C’Lİ HAİN TERÖRİSTLERCE GÖREVİ BAŞINDAYKEN KATLEDİLEN CUMHURİYET SAVCIMIZ ŞEHİT MEHMET SELİM KİRAZ’I UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!

Uşak’ın Utancı CHP’li Belediye Başkanı Özkan Yalım, 21 Yaşındaki Belediye Personeliyle Lüks Otel Odasında Havluyla Basıldı!

“FETÖ/PYD Mensubu Olduğu Anlaşılan ve İhraç Edilen Hâkimlerin Kararları Hâlâ Geçerli! Adalet Nerede, Çözüm Ne Zaman?”